Travma Nedir, Ne Değildir?
Travma sıradan zorlayıcı yaşantılardan farklı olarak, kişinin baş etme kapasitesini aşan şiddette ve sinir sistemini kalıcı biçimde tehlike alarmına geçiren yaşantılardır.
Aynı olay bir kişi için travmatik etki yaratabilirken, bir başkası için daha az sarsıcı olabilir. Bu fark biyolojik yatkınlık, geçmiş deneyimler ve sosyal destek düzeyiyle ilişkilidir.
Klinik psikoloji ve psikiyatri alanlarında travma, çok daha belirgin kriterlere sahip bir kavramdır. Bireyin yaşamını veya bütünlüğünü tehdit eden bir olaya maruz kalması ya da tanık olması sonucunda gelişen, yoğun çaresizlik ve korku duygularıyla karakterize, kalıcı psikolojik etkiler bırakan bir yaşantı olarak tanımlanır (APA, DSM-5, 2013).
Büyük “T”
Kişinin yaşamını doğrudan tehdit eden ya da ağır yaralanmalara, kayıplara neden olan deprem, savaş, işkence, cinsel saldırı ve ağır kazalar gibi olaylardır.
Araştırmalar, bu tür travmaların Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gelişiminde en güçlü risk faktörleri arasında olduğunu göstermektedir (Yehuda & McFarlane, 1995).
Küçük “t” ise
Çoğunlukla yaşamı doğrudan tehdit etmeyen ama tekrarlayıcı, kronik ve sistematik stres yükleri yaratan yaşantılardır. Bunlar zamanla kişinin benlik algısını ve güven duygusunu zedeleyebilir. Yapılan çalışmalar, bu travmaların uzun vadede depresyon, anksiyete ve ilişki sorunlarıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Felitti et al., 1998).
- Çocuklukta sürekli eleştirilmek veya duygusal ihmal
- Akran zorbalığı
- İş yerinde mobbing
- Partner ilişkilerinde psikolojik şiddet
- Kimlik, aidiyet ya da ayrımcılığa bağlı ötekileştirici tutumlar
Kolektif Travmalar yalnızca bireysel değil, toplumsal veya kurumsal düzeyde işleyen devamlı ve örgütlü şiddet biçimlerini ifade eder. Bu tür travmalar, toplulukların hafızasında kalıcı izler bırakır (Herman, 1992).
- Politik baskı, savaş ve soykırım
- Göç ve mültecilik deneyimleri
- Ayrımcılık, ırkçılık, toplumsal cinsiyet temelli şiddet
Ayrıca bilimsel bulgular cinsel şiddet, işkence gibi insan eliyle yaratılan travmaların doğa kaynaklı travmalardan çok daha yıkıcı olduğunu göstermektedir (Kessler et al., 1995). Bunun nedeni güven duygusunun ve kişilerarası bağların daha fazla zedelenmesidir.
Kompleks Travma kavramı tekrarlayan, uzun süreli ve genellikle çocuklukta başlayan travmatik yaşantıları tanımlar. Kompleks travma kişinin benlik algısını, kimlik gelişimini ve ilişki kurma biçimlerini derinden etkiler.
Bowlby’ nin bağlanma kuramında, erken dönemde güvenli bağlanma travmanın etkilerine karşı güçlü bir koruyucu faktör olarak vurgulanır. Çocukluk çağı travmaları, güvensiz bağlanma biçimleriyle yetişkin ilişkilerine yansır.
Bağlamsal Yaklaşım’ a göre travmaya verilen reaksiyon yalnızca bireysel değil, çevresel bağlam içinde şekillenir. Yoksulluk, toplumsal cinsiyet rolleri, savaş ortamı gibi faktörler travmanın hem ortaya çıkışını hem de iyileşme sürecini belirler.
Travmanın Sinir Sistemindeki İzleri
Nörogörüntüleme çalışmaları, travmanın beyinde yapısal ve işlevsel değişiklikler yarattığını göstermektedir: Amigdalanın aşırı aktivitesi (tehlike alarmı), hipokampüste küçülme, prefrontal korteksin düzenleyici etkisinin baskılanması, Hipotalamus-Hipofiz-Adrenal Aksında (HPA) düzensizlik (Yehuda et al., 2015).
Travma ile Baş Etmek Mümkün mü?
Psikoterapötik yaklaşımlar: Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR), bilişsel davranışçı terapi (BDT), şema terapi ve diğer psikoterapi yöntemleri travmatik anıların yeniden işlenmesine yardımcı olur.
Erken dönemde sağlanan psikolojik desteğin, travma sonrası kronik bir bozukluk gelişmesini %50’ den fazla azalttığı bilinmektedir (Lancet Psychiatry, 2014).
Beden odaklı yöntemler: Mindfulness, nefes ve beden farkındalığı teknikleri sinir sistemini düzenler. Dissosiyasyon (ayrışma, kopma) durumlarında bedenle yeniden bağlantı kurmakta önemli bir etkisi bulunur.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Küçük travmalar “t” önemli mi?
Evet. Uzun vadede tekrarlayan etkileri nedeniyle psikolojik sağlık üzerinde en az büyük “T” travmalar kadar derin izler bırakabilir.
Her travma TSSB’ ye yol açar mı?
Hayır. Travmaya maruz kalanların önemli bir kısmı dayanıklılık geliştirir veya hayatına önceki gibi devam edebilir. Ancak yaklaşık %10’unda TSSB gelişir.
Travma neden herkeste aynı etkiyi bırakmaz?
Aynı travmaya maruz kalan iki kişi farklı tepkiler gösterebilir. Bu farklılığı genetik yatkınlık, erken dönem yaşantılar, sosyal destek ve kültürel bağlam gibi faktörler belirlemektedir.
Travmaya bağlı etkiler kendiliğinden geçer mi?
Bazı kişiler zamanla toparlanabilir ancak travmatik anılar işlenmezse yıllar sonra bile tetikleyici olabilir.
Travma Sonrası en etkili psikoterapi yöntemi nedir?
Sıklıkla EMDR, BDT ve destekleyici yaklaşımların etkinliği bilimsel olarak gösterilmiştir.
Travma, tek bir tanıma indirgenemeyecek kadar karmaşık bir kavramdır. Bazen yaşamı altüst eden olaylar, bazen de birikerek benlikte iz bırakan deneyimlerdir.
İyi haber: Modern yaklaşımlar travmayı “dönüştüren” bir deneyim olarak da ele almaktadır.
Travmatik deneyim anlamlandırıldığında ve işlendiğinde, aynı zamanda kişide travma sonrası büyümeyle sonuçlanma potansiyeli taşır.