Cinsel İşlev Bozuklukları

Doyumlu Cinsel Yaşamın Önemi

Cinsellik, yalnızca biyolojik bir haz değil; duygusal yakınlık, paylaşım ve güvenin bir araya geldiği çok boyutlu bir deneyimdir. Doyumlu bir cinsel yaşam, bireyin kendi bedenini tanıması, partneriyle açık iletişim kurması ve toplumsal mitlerin ötesinde özgürleşebilmesi ile mümkün olur (Lawrance & Byers, 1995).

Cinsel ilişkinin daha doyumlu olması, karşılıklı güven ve saygıya dayanır. Cinselliğin nasıl yaşanacağına dair ayrıntılar ve fanteziler kişilerin ortak kararı olmalı ve rıza çerçevesi dahilinde gerçekleştirilmelidir (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)).

Cinsel birleşme için uygun zaman ve ortam seçilmelidir. Güvensiz ortamlarda doyum sağlanması güçtür. Çünkü partnerlerin, cinsel haz duyabilmesi için tüm duyu organlarının ve beynin buna hazır olması gerekir.

Yapılan araştırmalar, kadınların yaklaşık %43’ ünün, erkeklerin ise %31’inin yaşamlarının bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını göstermektedir (McCabe et al., 2016). Bu bozukluklar sadece bireyin değil, çiftin ilişkisel doyumunu da olumsuz etkiler.

Cinsel sorunların en önemli nedeni bilgi eksikliğidir; Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre bu oran %62’dir. Bu bilgi eksikliği, çok sayıda bireyin ya da partnerin cinsel yaşamlarında sorun yaşamasına, bu nedenle ilişkilerinin bozulmasına neden olabilmektedir. En önemli ikinci sebep ise mitler olarak gösterilmiştir.

Başlangıçta cinsel birleşme denemeleri devam etse de genellikle bir yıl sonunda denemeler bırakılır. Tedavi ancak çocuk sahibi olmak istediklerinde gündeme gelir. Eşlerden birindeki erken boşalma gibi bir cinsel sorun olması diğer kişide de orgazm sorunu veya isteksizliğin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Cinsel İşlev Bozuklukları Nelerdir?

Cinsel İstek Bozuklukları

Cinsel fantezi, düşünce veya arzu kaybıyla tanımlanır. Kadınlarda daha sık görülür.
Kadınlarda %30, erkeklerde %15 oranlarında saptanmıştır. Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Aynı zamandayas, ekonomik güçlükler gibi sıkıntı ve üzüntü yaratan durumlar cinsel isteği azaltabilirler. Kilo alımı, kişinin çekiciliğini yitirdiğini düşünmesi sekse olan ilgilinin azalmasına neden olabilir. Hamilelikte cinsel ilişkinin uygun olmadığına ilişkin inançlar cinsel kaçınmalara ve zamanla istek ve uyarılma sorunlarına neden olabilir. Doğumdan sonra da yeni rollere adapte olma süreci cinsel isteği azalabilir.

Tedavi: Bilişsel Davranışçı Terapi (Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)), cinsel terapi, çift terapisi; bazı durumlarda hormon tedavisi. Tedaviyle %50–60; farmakolojik destekle (kombin tedavi) %70’e kadar iyileştiği görülmektedir.


Cinsel Uyarılma Bozuklukları

Kadında uyarılmanın olmaması (Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu (FSIAD)), erkekte ereksiyon sağlayamama veya sürdürememe (Erektil Disfonksiyon (ED)) olarak izlenmektedir. Görülme sıklığı kadınlarda %10 –20; erkeklerde 40 yaş üstünde %20–30’dır. Uyarılma ve orgazm zorluklarının devam ettiği durumlarda genellikle süreç ilerledikçe erken boşalma ve cinsel istek bozukluğu da gelişebilmektedir

Tedavi: Kadında cinsel terapi, mindfulness gibi yaklaşımların; erkekte Fosfodiesteraz Tip 5 inhibitörleri (PDE5) inhibitörleri (sildenafil) ve psikoterapi etkinliği kanıtlanmıştır. Erkeklerde ilaç tedavisi eklenerek (%70–80); kadınlarda hormon tedavisi ve psikoterapinin %70 oranlarında etkinliği olduğu bilinmektedir.

Orgazm Bozuklukları

Kadında orgazmın olmaması ya da gecikmesi; erkekte nadir görülen boşalma sorunları orgazm bozukluğu olarak tanımlanır. Kadınlarda sıklığı %10–15; erkeklerde %0–3.

Evlenmemiş kadınlara bekarete değer vermeyi ve cinselliği konusunda engellemelerin ancak meşru bir evlilik ilişkisinde kalkabileceği öğretilir. Ancak yıllarca cinsel duygularını bastırdıktan sonra meşru bir cinsel ilişkide bu baskının kalkması gerçekçi değildir.

Ayrıca duygu ve davranışları üzerinde her zaman kontrol sağlamak isteyen kişiler, cinsel ilişkisi sırasında da cinsel uyaranın belli bir düzeyin üzerine çıkmasını engellerler ve orgazm olamazlar.

Tedavi: Kadında klitoral uyarı egzersizleri, cinsel terapi; erkekte gevşeme ve iletişim çalışmaları. Tekniklerin başarı oranı kadında %60–70, erkekte %50 olarak belirtilmiştir.

Boşalma Bozuklukları

Erken boşalma: Penetrasyondan önce ya da hemen sonra istemsiz boşalma. Erken boşalmanın toplumda görülme sıklığı %20–30 olarak görülmektedir.

Tedavi: Erken boşalma için BDT, Seçici Serotonin Gerialım İnhibitörleri (SSRI) ilaçlar (serotonin geri alım inhibitörü). Erken boşalmada bu yöntemlerin %70–80 oranlarında iyileşme sağladığı bilinmektedir.


Gecikmiş boşalma: Yeterli uyarıya rağmen boşalmanın çok zor olması ya da hiç olmaması. Bu durum toplumda %1–3 oranlarında yaygındır.

Tedavi: Gecikmiş boşalma için psikoterapi ve farmakolojik desteğin %40–50 çözüm olduğu tespit edilmiştir.

Cinsel Ağrı Bozuklukları

Disparoni: Cinsel ilişki sırasında ağrı. Kadınlarda %10–15; erkeklerde <%5  görülmektedir.

Tedavi: Disparoni için medikal inceleme ve cinsel terapiyle disparoni %60–70 gibi yüksek bir oranda başarı yakalanabilmektedir.

Vajinismus: Vajinal kasların istemsiz kasılmasıyla penetrasyonun engellenmesi. Türkiye’de vajinismus oranları %15–20’ye kadar çıkmaktadır.
Tedavi: Vajinismus için en sık kullanılan yöntemler BDT, Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), dilatör egzersizleridir. Bu yöntemlerin vajinismusta etkinliği %80–90 oranlarında yüz güldüren sonuçlar sağlamaktadır.

Cinsel İşlev Bozukluklarında Sakıncalı ve Kanıta Dayalı Uygulamalar

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde zaman zaman yanlış ve etik dışı yöntemlere başvurulabilmektedir. Özellikle vajinismus tedavisinde karşılaşılan bu hatalı uygulamalar arasında; kadının hareketsiz “künde pozisyonuna” zorlanması, anestezi altında müdahaleler yapılması, vajinal botoks veya anestezik krem kullanımı, kızlık zarının cerrahi olarak alınması ve hatta muayenehanede terapist eşliğinde cinsel ilişki gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bu tür girişimler, bilimsel kanıtlara dayanmamakla birlikte bireyler için oldukça travmatize edici sonuçlar doğurur. Tedavi motivasyonunu düşürür, sorunu pekiştirir, çift ilişkilerini zedeler ve ek cinsel ya da psikolojik bozukluklara yol açabilir. Benzer şekilde, erken boşalma tedavisinde yalnızca geciktirici sprey ve kremlerle cinsel organ duyarlılığını azaltmaya çalışmak boşalma süresini geçici olarak uzatsa da, ereksiyon sorunlarına neden olabilir, alınan hazzı azaltabilir ve ilişki doyumunu düşürebilir.

Kanıta dayalı bilimsel araştırmalar, bu bozuklukların en etkili şekilde cinsel terapi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), çift terapisi, sistematik duyarsızlaştırma ve dilatörlerle kademeli maruz bırakma yöntemleriyle tedavi edilebildiğini göstermektedir. Ayrıca pelvik taban fizyoterapisi ve psikoseksüel eğitim de başarı oranlarını artıran destekleyici yöntemlerdir. Botulinum toksin A (Botulinum Toksin A (BoNTA)) enjeksiyonları ise yalnızca dirençli vakalarda ikinci basamak olarak gündeme gelebilir; küçük örneklemli çalışmalarda umut verici sonuçlar bildirilse de metodolojik sınırlılıklar nedeniyle standart tedavi yöntemi olarak önerilmemektedir. Günümüzde kabul gören yaklaşım; eğitimi, güven ilişkisini, duygusal desteği ve basamaklı bir tedavi sürecini merkeze alır. Böylece hem bireysel iyileşme hem de çiftlerin cinsel yaşam kalitesinde sürdürülebilir bir gelişme sağlanabilir.

Cinsel Mitler ve Gerçekler

Cinsel işlev bozukluklarının devam etmesinde en önemli nedenlerden biri mitlerdir (doğru bilinen yanlışlar):
“Mastürbasyon zararlıdır”

Doyumlu bir cinsellik, öncelikle kendini ve bedenini tanımakla başlar. Bireyin haz noktalarını fark etmesi, bunları ve ilişkinin doyumlu olup olmadığını partneriyle paylaşması önemlidir.

“İlk gece mutlaka kan gelmelidir”

Kızlık zarı (hymen) cinsel birleşmede esneyen ince bir zardır ve ortası deliktir. Üzerindeki ince kılcal damarların çatlaması sonucu kanama olabilir. Her bin kadınıdan birinin kızlık zarının olmadı ve kadınların yaklaşık %50’sinde ilk cinsel birleşmede kanama olmadığı bilinmektedir.

“İlk ilişki mutlaka acılıdır”

İlk cinsel ilişkide somut ve gerçek bir acının yaşanacağına ilişkin cinsel ilişkideki ağrının abartılarak aktarılması ağrı beklentisini artırır. Bu durum ilk cinsel ilişki korkusuna ve ilk ilişki sırasında gerginliğe neden olmaktadır (CETAD).

“Kadın sekse her zaman hazır olmalıdır” Kadınların eşinin isteğine yanıt vermesi genellikle bir görev olarak algılanır ve baskı unsurudur. Cinsel istek kaybıyla sonuçlanabilir.

“Kadın cinsel isteğini belli etmez” Kadınların cinsellikle ilgili aktif tutum almaları çoğunlukla uygun karşılanmaz. Birçok araştırmada kadınların büyük kısmının, ön sevişme ve birleşme sırasında çoğunlukla hareketsiz kaldıkları belirtilmiştir. Büyüdükleri ortamda dinsel şartlanma, cinselliğin ayıp ve günah olarak aktarılması cinsel ilişkide suçluluk ve utanca neden olmaktadır.

“Penisin vajinaya girişi zordur”

Bu yanlış inanış en çok vajinismusu olan kadınlarda görülmektedir. Vajina penetrasyon sırasında anatomik olarak esnemektedir.

“Erkek cinsel organının büyüklüğü oranında zevk verir”

Erkeklerin cinsel çekicilikleriyle ilgili kaygıları en çok penis boylarının yeterli olup olmaması ile ilgili kaygılarla kendini göstermektedir. Özellikle pornografinin gerçek dışı genellemelerinin etkisiyle oluşan bu beklenti cinsel isteksizliğe ve kaçınmaya neden olabilmektedir.

“Sertleşme olmadan sevişme olmaz” Sevişmeye başlamak için penisin sertleşmesi beklenir. Oysa penisin sertleşmesi, cinsel istek duyulup bir cinsel etkinliğe girişildiğinde, cinsel uyarılma ile ortaya çıkar. Bir erkeğin sertleşme sorunu kaygıya, kaygının sertleşme zorluğunu devam ettirmesi ise yıpratıcı bir kısırdöngüye yol açar.

“Erkeğin görevi kadını tatmin etmektir” Cinsel ilişki bir performans alanı değil cinsel partneriyle doyumlu bir cinsel deneyim yaşamaktır.

“Uyarılmış erkek boşalmazsa ağrısı olur”

Bu sevişmeyi cinsel birleşmeye yönelten ve kadını istemediği durumlarda da erkeği orgazma götürmekle görevlendiren yanlış bir inançtır.

“Erkek her zaman hazırdır”

Erkekte performans kaygısı, Yetersizlik, Erken boşalmayı tetikler

“Partnerler birbinin isteğini geri çevirmemelidir”

Cinsel eşler arasında istenen cinsel istek sıklığının farklı olması bir cinsel sorun değildir. Ancak çiftler veya partnerlerden biri için sıkıntıya neden oluyorsa danışmanlık gerekli olabilir.

“Tüm fiziksel yakınlaşmalar sevişmeyle sonlanmalıdır”

Bu yanlış inanış eşlerin birbirlerine sevgi, sıcaklık ifadesi olarak temaslarını sınırlamaktadır.

“Sevişmek cinsel birleşme demektir”

Cinselliğin birleşme dışındaki yönlerini ihmal ederek partnerlerin birbirlerine sevgi, sıcaklık ifadesi olarak temaslarını sınırlamaktadır. Cinsel ilişkide duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan partneri hayal kırıklığına uğratarak cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını engellemektedir.

“İyi bir seks mutlaka orgazmla biter”

Her sevişmenin mutlaka orgazmla sonlanması gibi bir zorunluluk olmadığı gibi zaten neredeyse olanaksızdır.

“Her iki taraf aynı anda orgazm olmalı”

Çiftleri birlikte orgazm olmadıklarında eksiklik duygularına sevk etmektedir.

“Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli kurallar vardır”

Cinsel yaşamın renkliliği ve farklılığını sınırlayan bu inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmaktadır. Sevişmede tek kural iki tarafında onayının olması gereğidir.

“Sevişmek hakkında konuşmak onu bozar. Cinsellik her zaman kendiliğinden olmalı”

Bir insanın başka bir insana cinsel yakınlık duyması, her eş için farklı davranışları içerebilir. Çiftler, kendi aralarında haz aldıkları ve istedikleri veya sevmedikleri cinsel davranışları konuşmalıdır.

“Yaşlanınca cinsellik biter” Yaşlanma ile biyolojik değişiklikler olur ama cinsellik devam eder. Araştırmalar, yaşlılıkta da tatmin edici bir cinsel yaşamın mümkün olduğunu göstermektedir.

“Menopoz cinselliğin sonudur”

Üreme ile sevişmeyi birbirine bağlayan kültürel gelenek menopoza giren kadının artık cinsel isteğinin sona erdiğine telkin eder. Menopozla kadının cinsel hayatının sona erdiğine inanan bir erkek eşiyle sevişme isteğini daha çekinerek dile getirmektedir. Kadınlar açısından ise bu inanış cinsel isteklerini bastırmaya ya da cinsel arzularını ifade etmemeye yol açmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Cinsel işlev bozukluğu normal midir?
Evet, çok yaygındır. Kadınların %43’ü, erkeklerin %31’i hayatlarının bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır.

Mitler gerçekten bu kadar etkili mi?
Evet. “İlk gece kan gelmezse bakire değildir” gibi mitler, vajinismus gibi ciddi bozuklukların temelinde yer alır.

Tedavi ne kadar sürer?
Bozukluğun türüne göre ve kişiye özgü olarak değişir. Erken boşalma birkaç seansla düzelebilirken, vajinismus tedavisi 2–4 ay veya daha uzun sürebilir

Başarı oranı nedir?
Vajinismus tedavisinde %80–90, erken boşalmada %70–80, erektil disfonksiyonda %70–80 başarı oranı vardır.